...Forumda İyi vakit Geçirmek dileği İle...

...:::KÜLTÜREL FORUM:::...

Senai Demirci Leylâ 'dan Mevlâ 'ya yol vardır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Senai Demirci Leylâ 'dan Mevlâ 'ya yol vardır

Mesaj tarafından M@hmut Bir C.tesi Kas. 13, 2010 10:21 am

Mektubunu aldım ve işte, okuyorum: Can dost,
Mektubunda Dar Kapı'yı zorladığını gördüm. Yoldaşlığın için teşekkür ederim.
Hatırlarsan, Dar Kapı'da iki sevgili vardı. Alissa ve Jerorne aynı yolun yolcusu olmaya kararlı idiler. Ama, Alissa sonradan Jerome'u sevmesinin Allah'ı sevmesine mani olacağını düşünecekti. Birbirlerinin yekdiğerine O'na giden yolda tuzak olacağı kanaatindeydi Alissa. Jerome Alissa'ya takılıp, Allah'ı unutabilir veya Alissa Jerome'u geçemeyip Mevlâ'dan olabilirdi. Her birisi yekdigerine Leylâ olabilir, onun kalbindeki Sevgi'ye gölge düşürebilirdi. Yani, mahlukatta takılıp Hâlık'tan yüz çevirme korkusu...
Bence, Alissa hem haklıydı, hem haksızdı. Haklıydı, çünkü 'Bir kalbe iki sevgi aynı anda sığmaz" diye düşünüyordu. Yani, ya mahlukat sevilirdi, ya da Allah. "Ya Leylâ, ya Mevlâ" diyordu haliyle. Peki, hem mahlukat, hem Halik sevilemez miydi? Doğrusu, mahlukata kendi adına bakılırsa, cevap "Hayır"dı.
Ama, mahlukata bir de Halik adına bakmak var, değil mi? Tercihlerimiz "ya Leylâ, ya Mevlâ" keskinliğinde değil çok şükür. Leylâ'yı Mevlâ adına sevmek diye bir kapı daha var. Çünkü, Mevlâ bize Kendisini Leylâ'larla tanıttırıyor, bizi onlarla sevindiriyor, Kendisini Leylâ ile sevdiriyor, işte, Alissa'nın haksızlığı da bu kapıyı çalmamasıyla başlıyor. O'na giderken mahlukatı terketmek yerine, mahlukatı ona yol etmek de vardı oysa.
Dediğin gibi, herşey nihayet gelip 'harfte düğümleniyor. Alissa'ya bu harfi Ögretselerdi, herhalde ona kırk yıl köle olurdu. Harfi hem okumalı, hem okumamalı. Harfi hem görmeli, hem görmemeli insan. Okumalı; çünkü onsuz kelime tam olmuyor. Okumamalı; çünkü kelime ondan ibaret değil. Harfi görmeli, çünkü isme giden yol onun üzerinden geçiyor. Görmemeli, çünkü ona bakıp kalan isme geçemez. Netice, harfe işaret ettiği isim adına bakılmalı. Mahlukata Hâlık'a işaret eden deliller olarak bakmalı. Leylâ'yı Mevlâ'nın sevgisinin elçisi olarak görmeli. Elçiyi padişah yerine koymamalı, doğru. Ama, elindeki mektubu da okumadan etmemeli. Çünkü mektup padişahındır.
"Ey Kendisinden başkasını sevmeme razı olmayan Rabbim!" diyordu çaresiz Alissa, "Herşeyimi elimden aldığın gibi, kalbimi de al!" Ne kadar haklı değil mi? Ayine-i Samed olan kalbinin başka mahbublara peşkeş edilmeyeceğini kavramış masum bir insanın duası bu. "işte kalbimi taşıyamıyorum, onu benden al" der gibiydi. Onun adına olmayan sevgiler kalbi kanatıyordu. Yalnızlıklara, firkatlere savuruyordu. Çünkü, husulü anında zevali başlar herşeyin. Her vuslat gerçekte bir firkat habercisidir. Kemâl zevalle ikiz kardeştir. Her sevda bir veda... Kalbi olan hangi insan dayanır buna?
Alissa, ne kalbsiz yaşamaya razı, ne de kalbini öldürmeye. O fetret insanıydı ve kalbiyle ölmek istiyordu: "Senden başka bîr-şey görmeyeceğim bir yere al beni Rabbim!" Zihnim bugünlerde bu saf, duru, sevecen cennet tarifiyle meşgul. O, böylece ölümü istedi. Ve Rabbi ona ölümü verdi. Bense, bir Kur'ân talebesi olarak yaşamayı istiyorum, "ölüm dediğin nedir ki Rabbim! Senîn için yaşamayı bile göze aldim" diyerek. "Senden başka birşey göstermeyen bir yerde yaşat beni Rabbim!" diye dua ederek.
Alissa'nın hatası muhtaciyet halini aşmaya çalışmasıydı. Jerome'u sevmeye muhtaçtı. Allah'ı sevmeye de muhtaçtı. Çare bu ihtiyaçlardan birini inkâr etmek değil, ikisini de görüp ona o ihtiyaçları Verene iltica etmekti. Jerome'a muhtaç olan Jerome'u Jerome'dan değil, Jerome'un Sahibinden istemeli, insan sevmeyi de ister, sevilmeyi de. Sevmeye de muhtacız, sevilmeye de. O halde, bu ihtiyacımızı görüp bize niye verildiğini düşünmeli, bizi nereye götüreceğini farketmeliyiz. Sevdiklerimiz var, doğru. Sevenlerimiz var, doğru. O halde, yola buradan yürümeye başlamalı.
işte, kalbimizi keşfettik. O bize kalbimizi verdi. Kalbimizi öldürmek yerine, kalbimizi O'na yol eyleyelim diye. Kalbimizi adımlayan bir yolcu olmalıyız. Ve kalbimiz önde, mahlukat boyu yürümeli, yürümeliyiz. Her birinin alnına bir Leylâ sevgisi kondurabilmeli, ve o Leylâ'yı Mevlâ'nın elçisi, kapıcısı, tablacısı eylemeli. Güle âşık olmalı; tâ ki gülü onun isminin harfi eyleyelim.
Hâsılı, Allah'ı sevmemiz mahlukatsız olmamalı; mahlukatı sevmemiz Allah'sız olmamalı. Elçi Padişah değildir, ama Padişah'tan haber getirir.

Senai Demirci
avatar
M@hmut
Administrator
Administrator

Başarı Puanı Başarı Puanı : 2

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 173
Peylaşım Gücü Peylaşım Gücü : 752

Lakap Lakap : Administrator
Nerden Nerden : Kültürel Forum
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 10/11/10
Uzmanlık Alanları Uzmanlık Alanları : Ps,Html

http://araphacker.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz