...Forumda İyi vakit Geçirmek dileği İle...

...:::KÜLTÜREL FORUM:::...

Öfkelenme Sakın

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Öfkelenme Sakın

Mesaj tarafından Muhammed-i Bir Perş. Kas. 18, 2010 4:06 pm

Bir adam çölden Medine'ye geldi ve Resulullah (sav)ıin huzuruna çıktı. Resulullah (sav)'dan bir öğüt ve nasihatte bulunmasını istedi. Allah Resulü (sav) ona: "öfkelenme" buyurdu ve bundan fazla bir şey söylemedi.


Adam kabilesine döndü. Kabilesine vardığı zaman kendisinin yokluğunda mühim bir hadisenin çıktığını haber aldı. Öyle ki kendi kavminin gençleri diğer kabilenin malını çalmış ve onlarda mislini ona yapmışlar; işler yavaş yavaş nazikleşmiş birbirlerinin karşısında saf tutmuşlar ve savaş meydanlarında savaşa hazırlanmışlar. Bu heyecanlandırıcı haberi işitmek onun öfkesini tahrik etti; hemen silahını isteyerek kuşandı ve kavminin safına katılarak savaşa hazırlandı.
Bu sırada aklına geçmiş olaylar geldi. Medine'ye gittiğini neler gördüğünü ve işittiğini Allah'ın elçisinden bir öğüt istemiş olduğunu ve öğüt olarak da Peygamber'in "öfkelenmekten sakın" sözünü hatırladı.
"Niçin heyecanlandım ne sebeple silah kuşandım ve niçin şimdi kendimi ölmeye ve başkasını öldürmeye hazırladım niçin sebepsiz yere parlayıp öfkelendim?" diye düşünceye daldı. "Şimdi o kısa cümleyi kullanmanın tam zamanı" diye kendi kendine düşündü.
Öne çıktı ve muhalif safın reisini çağırdı. Dedi ki : "Bu kavga ne içindir? Bizim cahil gençlerimizin tecavüzünün ziyanına bakılırsa ben kendi malımdan zararı ödemeye hazırım. Küçük bir şey için birbirimizin canına düşmemizin ve kanımızı dökmenin bir faydası yoktur."
Karşı tarafın bu adamın affa yönelik akıllıca sözlerini işittikten sonra gayret ve mertlikleri tahrik oldu ve "Biz senden az değiliz mademki durum böyledir biz de kendi iddiamızdan vazgeçeriz." dediler.
Her iki saf da kendi kabilelerine döndü. Savaş olmadı kan dökülmedi.
Hz. Ömer'in fazileti
Hz. Ömer bir gün: "Ey insanlar! Ben Hak'tan adaletten ayrılırsam ne yaparsınız?" diye sormuştu. Ahaliden biri:
"Ya Ömer! Sen eğrilir Hak'tan inhiraf edersen seni kılıcımızla doğrulturuz!" cevabını verince Hz. Ömer (ra): "Elhamdülillah! Eğrilirsem beni kılıçları ile doğrultacak arkadaşlarım varmış!" diyerek şükretti ve sevindi.
Yine Hz. Ömer bilindiği üzere hilafeti esnasında maddi sıkıntı içinde idi. Zor geçiniyordu. Hâlbuki hazine ganimetlerle dolmuş durumdaydı.
Ashabdan bazı ileri gelenler Hz. Ömer'in kızı Hz. Hafsa'ya babasının hazineden geçinecek kadar bir tahsisat almasını teklif etmesini söylediler. Hz. Peygamber'in zevcesi olan Hz. Hafsa da babasına bu teklifi yapınca Halife Hz. Ömer (ra) kızına: "Kızım sen Hz. Peygamber'in zevcesiydin. Bana söyler misin Hz. Resulullah'ın yemede içmede hali nasıldı?" Diye sordu.
Hz. Hafsa'dan "Kifayet miktarı idi." cevabını alınca Hz. Ömer (ra) sözüne devam etti.
"İki arkadaşım (Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir) ve ben üçümüzün hali aynı yolda giden üç yolcuya benzer. Biri (Hz. Peygamber) makamına vardı. Diğeri (Hz. Ebubekir) aynı yolda giderek birinciye erişti. Üçüncüsü (ben) de arkalarından onlara ulaşmak isterim. Fazla yükle gidersem onlara erişemem." buyurdu.
O fetihlerin çokluğuna hazinenin zenginliğine bakmayarak; yaşadığı müddetçe yeter dereceden fazla hiç bir şey kabul etmemişti. Ve hiç bir zaman dünya servetine tenezzül etmedi. Vefat ederken de borçlu idi.
Hz. Ali'nin fazileti
Bir gün Ashab Peygamberimiz (sav)'dan Hz. Ali'yi niçin çok sevdiğini sordu. Hz. Peygamber o anda mecliste bulunmayan Hz. Ali'yi çağırmaya adam gönderdi ve orada bulananlara sordu:
- Birisine iyilik etseniz o da size kötülük etse ne yapardınız?
Cevap verdiler: Yine iyilik ederiz.
- Yine kötülük yapsa?
- Biz yine iyilik ederiz?
- Yine kötülük yapsa?
Ashab cevap vermedi başlarını öne eğdiler. Bunun anlamı kötülüğe kötülükle mukabele etmesek bile iyilik yapmaya devam etmeyiz demekti.
Bu sırada Hz. Ali o meclise geldi. Resulullah Hz. Ali'ye sordu:
- Ya Ali iyilik ettiğin biri sana kötülük etse ne yapardın?
- İyilik ederdim.
- Yine kötülük yapsa?
- Yine iyilik yapardım.
Hz. Peygamber soruyu tam yedi defa tekrarladı. Hz. Ali yedi defasında da "yine iyilik ederdim" diye cevap verdi. Ashab
- Ya Resulullah Ali'yi çok sevmenizin sebebini şimdi anladık dediler.
Ne istersen O'ndan iste

Çok önceleri Horasan ilinin çok âdil bir valisi vardı. Adı Abdullah bin Tahir. Bu valinin jandarmaları Bir yerden bir kaç hırsız yakalamış ve valiye bildirmişlerdi... Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. Hadisenin olduğu sırada Hidratlı bir demirci de Nişabur'a gitmişti.
Demirci bir zaman sonra evine dönerken yolu Horasan'dan geçiyordu... Onu kaçan hırsız zannettiler ve yakaladılar. Diğer hırsızlarla valinin huzuruna çıkardılar...
Vali:
- Hepsini hapsedin! Dedi.
Bu suçu olmayan demirci hapishanede abdest alıp namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
"Ya Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!" diye dua etti.
Bu mazlum demirci böyle yalvarırken vali evinde uyuyordu. Rüyasında dört kuvvetli kimsenin gelip tahtını ters çevireceklerini gördü. Hemen uyandı uykudan. Bu rüyadan çok korktu. Hemen kalkıp abdest aldı. Namaz kıldı ve tevbe istiğfar edip tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun ahı olduğunu anladı. Gündüz ki hırsızlar hatırına geldi. Acaba içlerinde suçsuz olanlar mı var?
Vali hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
- Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?
Müdür dedi ki:
- Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor çok dua ediyor. Gözyaşları döküyor.
- Hemen o adamı buraya getiriniz!
Demirciyi valinin huzuruna getirdiler. Vali hâlini sorup durumu anladı. Ve dedi ki:
- Sizden özür diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Ayrıca herhangi bir arzun olunca bana gel.
Demirci cevaben ne dedi biliyor musunuz?
- Ben hakkımı helâl ettim... Verdiğiniz hediyeyi de kabul ettim. Fakat işimi dileğimi senden istemeğe gelemem.
- Niçin gelemezsiniz?
Çünkü benim gibi bir fakir için senin gibi bir valinin tahtını birkaç defa tersine çeviren sahibimi bırakıp da dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı hiç? Namazlardan sonra ettiğim dualarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Nice muradıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım.
Rabbim nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını açmış sonsuz ihsan sofrasını herkese açmış iken başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de boş döndü? İstemesini bilmezsen alamazsın. Huzuruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın...
Tabii ki namazın insanı sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve cenab-ı Hakka tam bir tevekkül içinde kılınması şarttır. Allaha tam bir teslimiyet sığınma şeklinde kılınmalıdır. Gerçekten insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdest almalı namaz kılmalı. Kur'an-ı Kerim okumalıdır. Tecrübeyle sabittir böyle yapanların çok kere sıkıntılarının hafiflediği görülmüştür. Fakat kılınan namazın şartlarına uygun olması lâzım.

___________________Üye İmzası_________________________

Bildiklerimi Ayağımın Altına Alsaydım Başım Göğe Ererdi"
avatar
Muhammed-i
(C) Administrator
(C) Administrator

Başarı Puanı Başarı Puanı : 1

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 157
Peylaşım Gücü Peylaşım Gücü : 484

Lakap Lakap : Muhammed-i
Nerden Nerden : Kültürel Forum
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 11/11/10
Uzmanlık Alanları Uzmanlık Alanları : A.Yazar

http://bilgidershanesi.blogspot.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz